Tiyamin (B1 vitamini: thiamine:C12H18N4OSCl2) eksikliğinde yorgunluk, depresyon, zihin bulanıklığı, fiziksel koordinasyonda bozukluk, iştah azalması, sindirim bozukluğu, başağrısı, sinir ve dolaşım sistemi hastalıkları, kas krampları, ödem gibi sorunlar baş gösterir.



şarkılardan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şarkılardan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Aralık 2010 Çarşamba

Vega - Serzeniste

nostaljim geldi haftasonu, özlemişim bu şarkıları.
sakinleştirilmeye ihtiyacım var galiba ..

20 Aralık 2010 Pazartesi

26 Kasım 2010 Cuma

bir damla gözlerimde

sertab erener'in "bir damla gözlerimde" şarkısı takıldı bi iki gündür. araştırma sonucu cover olduğunu öğrendim sempatim azaldı; ancak fransızcam olmasa da, online çeviri de pek sağlıklı olmasa da, Türkçe sözleri müzikle daha duygulu,uyumlu geldi hele de Sertab'ın sesiyle...

"belki yanlış yoldayız
kaybolduk kaybolduk gizleyince kendimizde yorulduk
her hatada telafi gerekli değilmi
bizi durduran gurur mu kibir mi

öyle çok şey varki içimde
hep sustuk konuşmak yerine
konuşmadığımız her ne varsa
seninle sakladım gözlerimde

ne olur sende fazla üzülme
hep kendi kendine yenilme
konuşmadığımız her ne varsa seninle
bir damla gözlerimde"

farklı ruh halleri arasında köşe kapmaca oynadığım bir haftayı kapattım. ne tuhaf cumartesi pazarı hafta dışı bir yere koymak. Özel bir yer mi ayırıyorum bu 48 saate zaman mefhumumda yoksa diğer beş kardeşinin aksine günden mi saymıyorum emin değilim, ama ailenin en küçük, bu ara daha çok sevilen, bazen kıymetleri daha da artan iki üyesi onlar...

bayram tatili sonrası okula adaptasyon sürecimi, öğretmenler günü programına hazırlık çalışmalarıyla; çiçeklerimle, hediyelerimle, pek beğenilen konserimizle:), biraz buruk, heyecan ve coşkulu bir çarşamba günü, ardından ilköğretimde duygu dolu perşembe günü ve sabaha kadar hazırlamaya uğraştığım dört ayrı sınavı da bu gün uygulayarak tamamlamış oldum.

ilköğretimde geçirdiğim vakit öyle kıymetli geliyor ki, zaman kısıtlı olunca. 2 ay kaldı, bencilce olacak ama keşke diyorum uzun dönem askerlik çıksaymış... 24 kasım değil de 25 kasım daha duygu dolu oldu aldığım mektupla. ne çok ihtiyacım varmış böylesine masum sevgilere...

9 Kasım 2010 Salı

meleklerin sözü var!

gecenin bir vakti ve ben hala işlerimi bitiremedim, yatıp uyuyamadım:( bir yandan radyo çalıyor internetten tabi ki, yoksa burda hangi frekans çeker ki!
dinlediğim şarkı blog yazma dürtüsüne sebep oldu, just like heaven misali pozitif hisler uyandırıyor bende.

dünya üzemez beni, ölüm korkutabilir mi?
sen olmadan bu kalp hissedebilir mi?
güneş batmış, bana ne?!
ellerin yok, kime ne?!
yerine koyamadım,
razı olamadım sensizliğe

9 Ekim 2010 Cumartesi

bu gün burda cumartesi

FD'nin eski şarkılarını daha çok seviyorum.
bunu mesela:

http://fizy.com/#s/1lxcys

başından sonuna dek çok vurucu söz öbeklerini duyduğunuz anda, gülüp eğleniyor olsanız bile, hüzün yağdırmaya başlar üzerinize. kendisi yazmıştır FD.


daha en başında "bakışların gittiğin yerden uzak, yoksa gelirdim" benzetmesiyle devamında içinizi damla damla yakacağını hissettirir.

"bu gün orda da cumartesi mi, sen de beni, benim kadar özledin mi?"

ne güzel sözlerdir bunlar yahu! giriş, gelişme, sonuç... bütünüyle film tadında fevkalade bir şarkıdır ben bildim bileli. taa sanırım lise yıllarımdan beri. Ayrıca, kanaatimce bu albümdeki (bknz: alev alev, nadas, ..) hissiyat diğerlerine göre daha ağırdır.

bir de "ayrılık bu söyle sendeeee" diye başlayan kısımda çok hoş, çok farklı bir "farklı" deyişi vardır hep dikkatimi çeken.

çok uzatmamıştır şarkıyı FD, öyle defalarca tekrar eden nakaratlar yoktur. girişteki introyu da geçecek olursak nerdeyse 2,30 dk'da anlatmıştır demek istediğini. tebrik etmek gerekir, kimi yıllarca, sayfalarca anlatamazken...


finalinde "gülme incinirim" der, perde kapanır, mesajını iletmiştir ve noktayı koyar. Daha ne desin!

öyle içimden geldi bu gün sabah sabah bu şarkıyı dinleyesim geldi, hala da dinliyorum...

20 Eylül 2010 Pazartesi

seni affetmek bile güzel yaa a a a!

http://fizy.com/#s/1l8jm0

ne hoş şarkıymış!
ilk kez bugün dinledim.. sevdiceğin içi ısıtan bir gülümseme gibi, bahar gibi, yaz gibi, güneşli bir günde deniz kıyısından esen rüzgarla içine dolan çiçek kokusu gibi...

28 Haziran 2010 Pazartesi

baş eğdim yine aşka; ama bu son saygı duruşu


seni karanlıklara bırakmak istemezdim
anılarımı solmuş çicekle süslemezdim
ardından acıtacak bir tek söz söylemezdim
ben hiç hak etmedim ki böyle unutuluşu



yine şarkılardan...
kısa bi analiz olacak bu kez. hatta analiz de değil öyle kısa bi saçmalamaca..

ilk dinlediğimde çok dikkat etmemiştim ama sonradan beğendim sözlerini.
hatta çok kötü hissettim son satırda...
"ben hiç haketmedim ki böyle unutuluşu"

hep inandığım, dile getirdiğim cümleydi. -herkes hakettiği gibi yaşıyor- şimdi inkar etmek istiyor canım kısmen de olsa...

10 Haziran 2010 Perşembe

iyiyim ben, hep aynı şeyler işte...

nisan ayının başında Emre Aydın'ın yeni albümü çıkmıştı. çağrışım yapmalıydı, bi uyarıydı bu!
hatırlamadım, aklıma getirmek istemedim..
geç kalmıştı,
2008'in haziranında bir albüm bekliyordum halbuki...
aradan o kadar zaman geçmişti
Freud'a göre savunma mekanizması, bana göre körlük belki de aptallık...


dalgınlık işte, dinleyemedim seni pek Emre Aydın.....

fevgo'yu gripin daha güzel coverlamıştı. "durma yağmur" daha etkileyiciydi mevsimsel olarak da. nasılsa "beni unutma" emir cümlesini kullanmak gereksizdi. kimsenin beni unutmayacağını sandığım benmerkezci ergenler gibiydim. beni üzen şeyleri görmezden geldim söner nasılsa diye ama bi baktım ki kıvılcımlar sıçramış etrafa. farketmemişim onca zaman.
yandı, yandı, yandı....
12 saat sürdü söndürme çalışmalarım damla damla...




"inan pek yeni bir şey yok"
şarkının 1.45sn-1.50sn arası 5sn bile Emre Aydın'ı sevme sebebi

"bir bitmeyen gece bıraktın
ve üç nokta düşürdün
belli etmedim ben pek, tenhalaştım"


nasıl bir şarkıdır bu!
burdan sonrası Emre Aydın'a hayran kalma sebebi...

"iyiyim ben
hem sen tanırsın beni
ne yapsam ne söylesem
o geç kalmışlık hissi"


zaman mekan hiç farketmez, bu şarkıyı her dinlediğimde ağlayabileceğimi düşünüyorum..



2 Haziran 2010 Çarşamba

Hoşça Kal!

sen öyle sana benzeyen herşey gibi
erirken avuçlarımda ben unutuyorum

hoşçakal olacaklar sensiz olsun
daha durmam boşluklarında
ben unutuyorum

29 Nisan 2010 Perşembe

much success, no stress, and lots of happiness

now that you are out of my life, i'm so much better
you thought that i'd be weak without ya, but i'm stronger
you thought that i'd be broke without ya, but i'm richer
you thought that i'd be sad without ya, i laugh harder
you thought i wouldn't grow without ya, now i'm wiser
you thought that i'd be helpless without ya,but i'm smarter
you thought that i'd be stressed without ya, but i'm chillin' :))
dertlerimi sayfa sayfa savururken, zaman ne demek adını sende unutmak istiyor muyum emin değilim, ama mutluyum!
hayat biz plan yaparken karşımıza çıkanlar,
bela,şer sandıklarımızın arasındaki hayırlara vesileler...
kim bilir!
ama teşekkürler!

28 Nisan 2010 Çarşamba

just a beautiful liar;))

it's not worth the drama
for a beautiful liar
can't i laugh about it?
it's not worth my time
i can live without 'em
just a beautiful liar ;)

but the answer is simple
he's the one to blame !

25 Nisan 2010 Pazar

unuturum!

unutursun, unutursun,
zaman geçer avunursun
isyan etsen de derinden
hayat tutar ellerinden

önce yaşayamam zannedersin acından
"ben de gidiyorum, kalamam" dersin kahrından
bunun için merhamet dilersin tanrından
duymaz kimse sesini, bıkarlar gözyaşından...

hani geçmeyecek gibi gelir günler
hiç aydınlanmayacak kapkaranlık geceler
kabuslar içinde dilin adını heceler
paylaşamazsın acını, yalnız yaşanır dertler...

sonra bir sabah uyanırsın hayata
bakarsın durmamış dünya; dönüyor etrafında.
anlarsın eskisi gibi olmaz bir daha
ama yepyeni bir güçle sarılırsın hayata

o gün gelir unutursun
(playlist track 35)

8 Mart 2010 Pazartesi

durma yağmur durma...

camın gerisinden seyrediyorum yağmuru..


ıslanmayı sevmiyorum, hava soğukken bir de geçmeyen kuru öksürük...


başa alıp alıp gripin dinliyorum. bayıldım bu şarkıya.


hiç bişey yapasım yok, hiç!


duayı duaya ekliyorum,


bekliyorum...

28 Şubat 2010 Pazar

unutulmuş muydum???

bugün nasıl öyle bir haykırışta bulundum bilmiyorum. telefonun ucundaki annem benim kadar şaşırmadı sanırım. bir an öyle kalakaldım; içim rahatlayacak sanıyordum ama şimdi hiç huzurlu hissetmiyorum kendimi...

bir gün; beni nasıl paslı bir makasla,

nasıl derinden budayıp gittiğini fark ettim...

yeni bir filiz veremeyecek kadar derindi kesip attıkların;

sensizlikle oluşmuş hastalığıma senin bile çare olamayacağını,

benim için artık çok gecikildiğini anladım.

29 Ocak 2010 Cuma

DöN - Mustafa Ceceli

offf ne şarkı !!!
sırf bu şarkıyı en derinden hissetmek, acıyla kıvranmak için, en sevdiceğini bi yere gönderir, sonra acıtasyon yapmak için "repeat track" ayarlayıp bıkmadan usanmadan aynı sözleri tekrarlayarak yatıp kalkıp dinleeer durur insan.. mazoşist bi insan yani...
çok mu ruhsuzlaştım ne?!?
yok yok gerçekten takıldım bu şarkıya, ama neden bilmiyorum. dönecek kimse de yok ki.. yani dönme eyleminin gerçekleşmesi için öncelikle bir "gidiş" olması gerekir, haliyle de onun evvelinde bir "geliş"..
bu bir şarkı analizi olacak, canım çekti.
söylemeden edemicem, rahatsız eden bi yer var beni. şarkının girişindeki yalın çello basıyor sanırım do sesiyle ( ah bak kemanımı özledim akrabasından bahsedince )

hah işte şarkıda dakika:1 gol:1!
tam orası, sanki bilgisayara yeni donanım takmışsın gibi! ne o öyle yaaa!
bi an noluyo ya bilgisayara diye irkildim hatta. hiç hoş gelmedi kulağıma, gerçi 15. dinleyişten sonra alıştım ama.. ı ıh olmamış.. neyse, bu "dınnn dı- dıın dı- dıın dı- dıınnn "sesinden çok puan kırmıyorum Ceceli, olmasın bi daha böyle. gerçi ben seni "unutmadım, unutamam, kara sevdam merak etme; yaşamaksa yaşadım lakin, canımın çoğu kaldı sende" dediğinde sevmiştim ilk kez, onun hatrına affettim hadi, 100! otur yerine, seni hastalığımda sağlığımda tv'de göreyim, güneşin doğduğunu battığını senle izlemeye gerek yok, Allah sahibine bağışlasın :)

Allahımmm 12 gün tatilimi yiyenler beter olsun beni bu hale düşürenler..!
herşeyde bi hayır vardır sabır tiyaminim...!
nerde kaldık?
nakarattaki sözler gayet sıradan ama niye bu denli hoş geliyor anlamadım. Candan abla gibi felsefe yapmamış, Feridun abi gibi kelime oyunları yok, ama Orhan veli şiiri misali hoş bir yalınlık, basitlik var. ve en sevdiğim şekilde nakarat sabırsızlıkla bekletiyor kendini ve ince ince işliyor. çok tekrarlayıp nakaratı sıkmamış da. şarkının ikinci bölümü de farklı dizelerden oluşmuş ve ilkinden daha kısa, sevdiğim şekilde, tekrar aferin.(ama ikinci kısımda sevmediğim bi yer var aşağıda belirttim) vee şarkıya son noktayı da, vokallerinin git gide azalan seslerinden sıyrılan sayın Ceceli yalın sesiyle "yalansız" diyerek koyuyor...


çoğaldı gitgide yokluğun dağ gibi
atılmış üzerine ağ gibi

zaman ilaç değil, yanmaya alıştıran
hepsi sönse de yanan tek bir çerağ gibi
( topraktan ya da metalden yapılan, içinde yağ yakılan kandil veya çıra anlamındaymış. bilmiyordum öğrendim sayende sağol Ceceli, +1 sözcük ekledim dağarcığıma)

kim bilir kaç ilkbahar yaz
sonbahar kış, aylar mevsimler derken
seneler sensiz geçti
büyüdü ağaç oldu çoktan ektiğimiz fidanlar
( bak burayı da sevmedim, "tohumlar fidana, fidanlar ağaca, ağaçlar ormana dönmeli yurdumda" şarkısı gibi, gerçi senin suçun yok Sezen abla yazmış)
gölgesinde kaç gün geceyi zor ettim

dön dayanamıyorum artık
dön bu ne çok yalnızlık
çık gel ne olursun apansız
hadi dön, hadi dön, hadi dön yalansız

uzayıp giden yollara kitlenmiş gözlerim
(kitlenmek ne ya öle bi kelime yok, uydurma, canım benim o "kilitlenmek" yapma Sezencim kocaman kadınsın ya, böylesine naif bi şarkıda böyle uyduruk yeni türemiş bi kelime hiç hoş durmuş mu)
tükenmiyor ümit, bir olmazı bekliyorum
bulur mu bulur beni de günün birinde bir mucize
duayı duaya ekliyorum
(pek yakın hissettim kendime burayı sevdim)

dön dayanamıyorum artık...
( i think so Ceceli)


bi şarkı için bu kadar çok laf edilir mi yaa.. ben ederim! :)

20 Kasım 2009 Cuma

kader değil insan acıtır canı


"kader değil insan acıtır canı"
üüüfffff!... türkçe şarkılarda geçen mükemmel sözlere bakınız vermek istiyorum bu şarkının tamamı için.
"ne yağmurlar diner,
gönlümde her bir hücre [işte tam burda şarkı dikkatimi çekti: "hücre" kısmında :) halbuki çok duymuştum bu şarkıyı ama dinlememişim, farklı iki şarkı sanıyodum hatta, neyse kusura bakma Özgün abi, limewire ortak oldu suçumuza, hakkını helal et :P ama beğendim sözleri, aferin aldın benden, yeter o sana;)] neyse devam edeyim şarkının sözlerine
bana seni diler
sensizlik benle yaşlanmış en büyük acım (burda biraz arabesk takılmışsın ama olsun)
inan değişmez yerin bende aynı" (burayı pek beğendim)

PS: (bugün aslında dündü)
(hep "ensemble c'est tout" yüzünden)
extra PS: Dafnimmm sen de kabahatlisin! Guillaume Canet sen de öyle! biraz daha geri gidersek "jeux d'enfants" a da suç atabiliriz :P

7 Kasım 2009 Cumartesi

içimde yılgın rüzgarların ayak sesleri

sabah uyandığınızda dilinize dolanan şarkılar olur ya hani bildik, tanıdık, çağrışımlı...genellikle uykumu aldığım, mutlu uyandığım zamanlar için geçerli olduğundan severim bu durumu. lakin önceki gün yatarken müzik dinlemedim, sabah teknolojik hiç bi alete dokunmadım ama sanki gece uyurken biri kulağıma fısıldamış gibi, kimin söylediğini dahi bilmediğim bi şarkıyı mırıldanırken buldum sabah sabah yatağımı toplarken. ayrı bi tuhaflık da sadece nakaratını biliyorum:

"içimde yılgın rüzgarların ayak sesleri, sende daha yeni yeni kavak yelleri"


gün içinde sordum öğrendim, şarkının geri kalan kısmı gayet yabancı geldi. sonra aramanın gücüne inanıp buldum, indirdim internetten, soner arıca'nın yorumuyla güzel şarkı, ama bana biri mi söyledi acaba?

29 Ekim 2009 Perşembe

artık dönemesek de geriye, ardından koştuğumuz zamandır

nerdeeen nereye...
etkileyici bir sezen şarkısında zemin olarak kullanılmış uzakdoğulu bir kısa filmde günebakan tarlasında geçen sahnelerde daldım gittim. sonra uykusu kaçmış zihnimde abuk düşünceler şekillenmeye başladı. neden "ayçiçeği" derler ki "günebakan"a ??? sunflower: günçiçeği, güneşçiçeği.. bak ne güzel söylemişler, aferin ingilizlere. boynunu ayışığında büken çiçeğin sevdasına ve sevdalısı güneşe ayıp olmuyo mu "ayçiçeği" demekle..

sonra yeni türkünün şarkısı eşliğinde günebakan tarlasında koşturup durmak istedim, geçmişe dönemesem de şimdiki halimle de olur. nasılsa bana hala tepeden bakacak güneşçiçekleri. saatlerdir günebakan tarlasında çocuk fotoğrafı arıyorum ama yok!!! biri kalk gidiyoz dese sabah gün doğumuna yetişip kabaran fotoğraf çekme aşkımı dindircem ama boylu poslu günebakan bulabilir miyim bu mevsimde? Trakya'ya gitmeliyim tez vakitte, hazır Semoşum da ordayken bu tasarımı gerçekleştireyim kısmetse... of ama yaza kadar beklemek gerekecek galiba...


YENİ TÜRKÜ-GÜNEBAKAN

Evvel zaman içinde dostlar ağaçlara ev kurardık
Tatlı bir düş içinde bir yere bir göğe bakardık
Gönlümüz kuş gibiydi dostlar dünyaya kanat açardık
Tutsak değildik zamana başına buyruk yaşardık

Çocuklardık parlak yıldızlardık o zaman
Ay büyülüydü yakamoz deniz
Ardından koştuğumuz sonbaharlar
Çocuklardık parlak yıldızlardık o zaman
Artık dönemesek de geriye
Ardından koştuğumuz son zamandır

O zaman bu zamandır dostlar ne ister neyi özleriz
Denizini arıyan akarsulara benzeriz
Pencereler bırak açık kalsın geceleri yağmurlar yağsın
Günebakan düşlerimiz yağmur sesiyle çoğalsın

Çocuklardık parlak yıldızlardık o zaman
Ay büyülüydü yakamoz deniz
Ardından koştuğumuz sonbaharlar
Çocuklardık parlak yıldızlardık o zaman
Artık dönemesek de geriye
Ardından koştuğumuz son zamandır

18 Ekim 2009 Pazar

özlediğim şarkılar

eski bi şarkı, sanırım beş yıllık bi mazisi var, radyoda duyduğum anda içimi ısıttı birden ve tüm gün dilime dolandı temizlik yaparken."meleklerin sözü var" daha güzelmiş yalın'ın eski şarkıları. akşam oluyorken kendi üzerimde anlamlandırmaya başladım sözlerini
"güneş batmış bana ne, ellerin yok kime ne "
kırgınlıklarımı düşündüm, canım yanmadı, geçti mi bilmiyorum, batıyor belki ama acıtmıyor sanırım. "yerine koyamam ki, razı olamıyorum işte sensizliğe.."

"dünya üzemez beni
ölüm korkutabilir mi
sen olmadan bu kalp hissedebilir mi ?

güneş batmış banane?
ellerin yok kime ne?
yerine koyamadım, razı olamadım sensizliğe"

öyle işte bakalım, yeni evimde ilk kez 24 saati tamamladım. artık diyebilirim ki : home sweet home:)

9 Ekim 2009 Cuma

yoruldum...

tekrar dilime dolanan şarkı.
mayıs, haziran ve şimdi ekim...her bekleyişin ardından yorgun düşüşler üzerine, defalarca neşter vurulan sonra geçti diye sarılan yaralardan sonra günde en az 3 kez aç karna...