Kızlara büyürken çok şey öğretilir:
"Bir erkek sana vurursa, senden hoşlanıyordur", "kendi kakülünüzü kesmeye çalışmayın" vs vs..
"Ve bir gün harika bir erkekle tanışıp kendi mutlu sonunu elde edeceksin"
Baktığımız her film, anlatılan her hikaye onu beklememizi söylüyor.
Ve üçüncü hareket:
"Beklenmedik aşk beyanı" (Kuralın istisnası )
Ama bazen mutlu sonumuzu bulmak için çok odaklanmış oluyoruz ve işaretlerin nasıl yorumlanacağını öğrenmiyoruz.
Bizi istemeyenlerden bizi isteyenleri nasıl ayırt edeceğimizi,
Kalacak olanlardan gidecek olanları...
Ve belki de bu mutlu sonda harika bir erkek yoktur.
Belki o sensin!
kendi başına,
parçaları bir araya getirip, yeniden başlayan,
Gelecekte daha iyi bir şey için, kendini boşa çıkaran...
Belki de mutlu son sadece "değişmektir"
Ya da belki mutlu son şudur:
Tüm cevapsız çağrılar ve kırık kalpler yüzünden,
tüm gaflar ve yanlış işaret okumalar yüzünden,
tüm acı ve sıkıntı yüzünden,
asla umudu kaybetmediğini bilmek!
Tiyamin (B1 vitamini: thiamine:C12H18N4OSCl2) eksikliğinde yorgunluk, depresyon, zihin bulanıklığı, fiziksel koordinasyonda bozukluk, iştah azalması, sindirim bozukluğu, başağrısı, sinir ve dolaşım sistemi hastalıkları, kas krampları, ödem gibi sorunlar baş gösterir.
movies etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
movies etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
25 Ağustos 2010 Çarşamba
25 Haziran 2010 Cuma
i love you because i know no other way
i do not love you as if you were salt-rose, or topaz,
or the arrow of carnations the fire shoots off.
i love you as certain dark things are to be loved,
in secret, between the shadow and the soul.
i love you as the plant that never blooms but carries in itself the light of hidden flowers;
thanks to your love a certain solid fragrance,
risen from the earth, lives darkly in my body.
i love you without knowing how, or when, or from where.
i love you straightforwardly, without complexities or pride;
so i love you because i know no other way
i love you without knowing how, or when, or from where.
i love you straightforwardly, without complexities or pride;
so i love you because i know no other way
that this: where i does not exist, nor you,
so close that your hand on my chest is my hand,
so close that your eyes close as i fall asleep.
or the arrow of carnations the fire shoots off.
i love you as certain dark things are to be loved,
in secret, between the shadow and the soul.
i love you as the plant that never blooms but carries in itself the light of hidden flowers;
thanks to your love a certain solid fragrance,
risen from the earth, lives darkly in my body.
i love you without knowing how, or when, or from where.
i love you straightforwardly, without complexities or pride;
so i love you because i know no other way
i love you without knowing how, or when, or from where.
i love you straightforwardly, without complexities or pride;
so i love you because i know no other way
that this: where i does not exist, nor you,
so close that your hand on my chest is my hand,
so close that your eyes close as i fall asleep.
(Pablo Neruda)
patch_adams_1.jpg)
(PATCH ADAMS)
26 Mayıs 2010 Çarşamba
güneşimden kaç!
kurumuş güller, hanımeli kokusu, acı nescafe tadı, gecenin henüz ürpertisini hissettiğim soğuğu...
kararsızlık, vicdan muharebesi ve muhasebesi, sezen aksu: hoş geldin, m.ceceli: tenlerin seçimi... 23 mayıs..tanımlamaya vakit bulamadım yine.. her yıl olduğu gibi tuhaf bir gün.. yine ilk ve son temalı..
a quote from remember me: "eğer beni duyabilseydin, parmak izlerimizin dokunduğumuz hayatlardan kaybolmadığını söylerdim"
yazmak rahatlatmıyor, içimdekileri dillendirmeye korkuyorum, yol almak istemiyorum, yanlış betimlenme ihtimalimi sevmiyorum... arif olan anlar mı? bilmesini istemiyorum , üzülmesini de...
kararsızlık, vicdan muharebesi ve muhasebesi, sezen aksu: hoş geldin, m.ceceli: tenlerin seçimi... 23 mayıs..tanımlamaya vakit bulamadım yine.. her yıl olduğu gibi tuhaf bir gün.. yine ilk ve son temalı..
a quote from remember me: "eğer beni duyabilseydin, parmak izlerimizin dokunduğumuz hayatlardan kaybolmadığını söylerdim"
yazmak rahatlatmıyor, içimdekileri dillendirmeye korkuyorum, yol almak istemiyorum, yanlış betimlenme ihtimalimi sevmiyorum... arif olan anlar mı? bilmesini istemiyorum , üzülmesini de...
20 Aralık 2009 Pazar
gerginlik! ( it's just a "das experiment")
insan kendi arzusu hür iradesiyle bu denli gerebilir mi kendini gece gece!
eveeeet, ben yap-tımmm!!! diye bağırır...(bi yandan da küçük psikopat mario canavarı kızımızı dehşetle anıyoruz, dehşetim az geldi de)
yalnızca bir deney, oyun, hepsi geçecek...zaman ilerledikçe normale döneceğim, hele bir uyuyayım da inşallah nasip olursa.
bazı tuhaf gereksiz haller, öğretmencilikte bazı ilkler, ufak gülümsemeler, koca koca kahkahalar, özlemler, yad edişler, gıcık oluşlar, pazara geçerken gerilişler.. güzel bir cumartesiydi yine de.
neyse, let's change the subject.
aklıma gelmişken az kaldı 150'yi kutlamaya, belki yarın, belki yarından da yakın!
seviyorum istatistikçi hallerimi
seviyorum şu teknolojiyi:))
ve kermit'i hatırlamayan sevgili arkadaşım, inanmak istiyorum bu gün söylediğin kehanetlere;)
sonraaaa
aroma erkekler 1. ligindeki sevgili takımımızı izlemeye gidince lise günlerimi özledim bu gün, ted'le olan voleybol maçlarını, yüksek tavanlı, elektrikli kalorifervari tuhaf ısıtıcıları olan spor salonumuzu, ders asmaca girişimleriyle olur olmaz her maça gitme aşkımızı, KAL KAL kırmızı-siyah tezahüratlarını... of be, lise öğretmeni oldum, öğrenciliği özlüyorum, bu ne yaa!..
yazmak beni sakinleştiriyor hem bu tarih önemli sanmıştım, şu an için değil belki...
eveeeet, ben yap-tımmm!!! diye bağırır...(bi yandan da küçük psikopat mario canavarı kızımızı dehşetle anıyoruz, dehşetim az geldi de)
yalnızca bir deney, oyun, hepsi geçecek...zaman ilerledikçe normale döneceğim, hele bir uyuyayım da inşallah nasip olursa.
bazı tuhaf gereksiz haller, öğretmencilikte bazı ilkler, ufak gülümsemeler, koca koca kahkahalar, özlemler, yad edişler, gıcık oluşlar, pazara geçerken gerilişler.. güzel bir cumartesiydi yine de.
neyse, let's change the subject.
aklıma gelmişken az kaldı 150'yi kutlamaya, belki yarın, belki yarından da yakın!
seviyorum istatistikçi hallerimi
seviyorum şu teknolojiyi:))
ve kermit'i hatırlamayan sevgili arkadaşım, inanmak istiyorum bu gün söylediğin kehanetlere;)
sonraaaa
aroma erkekler 1. ligindeki sevgili takımımızı izlemeye gidince lise günlerimi özledim bu gün, ted'le olan voleybol maçlarını, yüksek tavanlı, elektrikli kalorifervari tuhaf ısıtıcıları olan spor salonumuzu, ders asmaca girişimleriyle olur olmaz her maça gitme aşkımızı, KAL KAL kırmızı-siyah tezahüratlarını... of be, lise öğretmeni oldum, öğrenciliği özlüyorum, bu ne yaa!..
yazmak beni sakinleştiriyor hem bu tarih önemli sanmıştım, şu an için değil belki...
22 Kasım 2009 Pazar
Ensemble c'est tout
-"Neden söylemiyorsun:"Senin gitmeni istemiyorum!" İfade etmesi çok mu zor?
-Seni tek başına bıraktığım için üzgünüm... Seni istasyonda hayal ediyorum, kaybolmuş,...ağlamaklı, üzüntülü....
.................................
-Seni tek başına bıraktığım için üzgünüm... Seni istasyonda hayal ediyorum, kaybolmuş,...ağlamaklı, üzüntülü....
-Ağlamıyorum, çıkmak üzereyim.
-Öyle mi?
-Yalancı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)